Aile – Çift Terapisi İlişki Sorunları

Aile – Çift Terapisi İlişki Sorunları

Bu soruya ilgi duyan çiftlerin sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Aile-Evlilik terapisine başvuranlar, ilişkinin kopma noktasına geldiği çiftler ve sıklıkla evliliğin dayanılmaz hal aldığı, kendileri için artık bir şey ifade etmeyen kadınlar olmaktadır. “İlişkimizde problemler var”, “evliliğimiz çok sorunlu” sözleri ile başvuranların dışında, esas nedenleri gizleyenler de olmaktadır. Çiftlerin terapiye başvurma amaçları; evliliklerini veya ilişkilerini kurtarmaktır.

Terapi ortamı, iletişimi daha açık ve net halde gerçekleştirebilmeyi sağlayan, üçüncü bir kişinin (terapist) yönlendirmesi veya yardımı ile karşılıklı konuşmanın anlaşılabilir şekilde olmasını öğreten, kişilerin olaylara olan tek yönlü bakış açısını değiştirmeye çalışan ve insanın kendine dair farkındalığını arttıran bir ortamdır. Ancak bu ortamdan bireylerin faydalı olanı alabilmeleri ve çift olarak yarar görebilmeleri yine kendilerine bağlıdır. Terapinin esas amacı çiftler arasındaki iletişim sağlıklı hale dönüştürmektir. Bir ilişkinin sağlıklı hale gelebilmesi, çiftlerin uyuşmazlıklarını çözebilme isteğine ve bunun için uğraşlarına bağlıdır.

İlişkiler artık sorunlu olmaya başladığında sık duyulan cümleler:

“Beni sen hiç anlamıyorsun. “

“Ben kendimi sana anlatamıyorum.’’

“Sen önceden böyle değildin, çok değiştin. “

“Sen hep böylesin. “

“Hiç değişmeyeceksin”

“Artık senin bu kadar duyarsız olmana dayanamıyorum”

Çiftlerde meydana gelmeye başlayan sorunlar, aslında problem diyen nitelendirmeye başlamadan önce de yaşanmaktaydı. Ancak hayatlarında gerçekleşen çeşitli evreler, çiftlerin amaçlarını ve odak noktalarını değiştirir (Evlilik, çocuk doğumu ve bakımı, meslek durumları, gelecek yapılandırılması). Bu nedenle ilişkide daha önceden de olan bu “sorunlar” görülemez, görülse de kendisine bunun değişeceğine inandırmaya çalışır. Gerçekleşen bu ani evrelerden dolayı, kişiler o ana kadar hiç yapmadıkları ya da düşünmedikleri, düşünse de uygulamaya koyamadıkları üzerinde yoğunlaşırlar. Kendilerini sorgularlar ve kabul etmekten kaçtıkları “sorunların” üzerine gidip onları çözümlemeye çalışırlar. İlişkide bu ana kadar ortaya çıkıp da baş edilebilen sorunlar artık içinden çıkılmaz bir hal alır. Bundan sonra çatışmalar, tehditler, aşağılamalar başlar. “Biz” değil “Sen” çatışması ortaya çıkar.

İlişkilerde çiftlerden birisinin sevgi ifade etme şekli, diğer kişi tarafından öfke ve kızgınlıkla karşılık bulabilir. Yaşantıda ilişkiler de belirlemeler, tanımlamalar, yorumlar ve karşılıklı müdahaleler olduğu müddetçe çatışmalar kaçınılmaz olacaktır. Ancak bir problem yaşandığında sonu gelmeyen davranışlar söz konusu olduğunda, ilişki dışındaki bir kişinin müdahalesine ihtiyaç vardır. Çünkü bu ilişkinin devam etmesi için, bazı şeylerin değişmesi gerekmektedir. Bunun içinde, bu durumu yaşayan kişilerin kendisinden değil dışarıdan bakan bir gözden yardım alınmalıdır. Bu anne, baba, kayınvalide, ağabey, arkadaş gibi üçüncü kişilerin müdahalesi olabilir.

Bu ilişkilere profesyonel anlamda yardımda ancak bir terapist bulunabilir ve bu ilişkinin değişmesi için gerekli olan ihtiyacı karşılayabilir. Çift-aile terapilerinde en temel müdahale tekniklerinden birisi; “Yeniden çerçeveleme” ve “Kuralların değişmesi” dir. Böylece danışan, yardım alan kişilerin bakış açıları farklılaştırılarak daha fazla seçenek görebilmesi sağlanacak ve duygularının daha az karmaşıklaşmasını engellenecektir.